Türk, belli bir soydan gelen ya da ortak bir atadan türeyen anlamında bir kavmi ifade eden isimdir. Eski Türkçede tür (kök, soy, ırk) sözcüğünden türediği düşünülebilir. 10. yy'dan itibaren rastlanan güçlü, kuvvetli anlamının politik kökenli bir yakıştırma olduğu düşünülür.
Bu kavmin Türk ismiyle anılması bozkurt motifinin geçtiği destanlar ile ilintili olabilir. Türk kelimesinin etimolojisine baktığımızda tü-r-e(ü)-k 'türemek' kelimesinden geldiği açıkça bellidir. Türk mitolojisinde, Türk ırkının bir kurttan türediği bilinmektedir. Bu ırkın kendilerine Türk diye ile hitap etmeleri bu mitolojik unsurdan kaynaklanıyor olabilir diye düşünüyorum.
tü: Fiil Kök
-r:fiilden isim yapan ek
-e veya ü:isimden fiil yapan ek
-k:fiilden isim yapan ek
Türk destanlarında da sıkça geçen bozkurt motifinin en belirgin olduğu destan Bozkurt Destanı'dır. Bozkurt motifinden ve destanından bu denli bahsetmişken yazımı, Bozkurt Destanı'nın özetini yazarak sonlandırmak mantıklı olacaktır:
"Türkler'in ilk ataları Batı Denizi'nin batı kıyısında otururlardı. Türkler, Lin ülkesinin ordularınca yenilgiye uğratıldılar. Düşman çerileri bütün Türkleri erkek-kadın, küçük-büyük demeden öldürdüler. Bu büyük ve acımasız kıyımdan yalnızca 10 yaşlarında bulunan bir oğlan sağ kaldı geriye. Düşman askerleri bu çocuğu da buldular ama onu öldürmediler; bu yaşayan son Türk'ü acılar içinde can versin diye, kollarını ve bacaklarını keserek bir bataklığa attılar. Düşman hükümdarı, çeri (asker) lerinin son bir Türk'ü sağ olarak bıraktığını öğrendi; hemen buyruk verdi ki bu son Türk de öldürüle, Türkler'in kökü tümüyle kazına... Düşman çerileri çocuğu bulmak için yola koyuldular. Fakat dişi bir Bozkurt çıktı ve çocuğu dişleriyle ensesinden kavrayarak kaçırdı; Altay dağlarında izi bulunmaz, ıssız ve her yanı yüksek dağlarla çevrili bir mağaraya götürdü. Mağaranın içinde büyük bir ova vardı. Ova, baştan ayağa ot ve çayırlarla kaplıydı; dörtbir yanı sarp dağlarla çevrili idi. Bozkurt burada çocuğun yaralarını yalayıp tımar etti, iyileştirdi; onu sütüyle, avladığı hayvanların etiyle besledi, büyüttü. Sonunda çocuk büyüdü, ergenlik çağına girdi ve Bozkurt ile yaşayan son Türk eri evlendiler. Bu evlilikten 10 çocuk doğdu. Çocuklar büyüdüler; dışarıdan kızlarla evlenerek ürediler. Türkler çoğaldılar ve çevreye yayıldılar. Ordular kurup Lin ülkesine saldırdılar, atalarının öcünü aldılar. Yeni bir devlet kurdular, dört bir yana yeniden egemen oldular. Ve Türk kaganları atalarının anısına hürmeten, otağlarının önünde hep kurt başlı bir sancak dalgalandırdılar..."
Merak ettiğiniz kelimelerin ve deyimlerin kökenlerini Kelime / Deyim Danışma bölümünde yazarlarımıza sorabilirsiniz...
Bu kavmin Türk ismiyle anılması bozkurt motifinin geçtiği destanlar ile ilintili olabilir. Türk kelimesinin etimolojisine baktığımızda tü-r-e(ü)-k 'türemek' kelimesinden geldiği açıkça bellidir. Türk mitolojisinde, Türk ırkının bir kurttan türediği bilinmektedir. Bu ırkın kendilerine Türk diye ile hitap etmeleri bu mitolojik unsurdan kaynaklanıyor olabilir diye düşünüyorum.
tü: Fiil Kök
-r:fiilden isim yapan ek
-e veya ü:isimden fiil yapan ek
-k:fiilden isim yapan ek
Türk destanlarında da sıkça geçen bozkurt motifinin en belirgin olduğu destan Bozkurt Destanı'dır. Bozkurt motifinden ve destanından bu denli bahsetmişken yazımı, Bozkurt Destanı'nın özetini yazarak sonlandırmak mantıklı olacaktır:
"Türkler'in ilk ataları Batı Denizi'nin batı kıyısında otururlardı. Türkler, Lin ülkesinin ordularınca yenilgiye uğratıldılar. Düşman çerileri bütün Türkleri erkek-kadın, küçük-büyük demeden öldürdüler. Bu büyük ve acımasız kıyımdan yalnızca 10 yaşlarında bulunan bir oğlan sağ kaldı geriye. Düşman askerleri bu çocuğu da buldular ama onu öldürmediler; bu yaşayan son Türk'ü acılar içinde can versin diye, kollarını ve bacaklarını keserek bir bataklığa attılar. Düşman hükümdarı, çeri (asker) lerinin son bir Türk'ü sağ olarak bıraktığını öğrendi; hemen buyruk verdi ki bu son Türk de öldürüle, Türkler'in kökü tümüyle kazına... Düşman çerileri çocuğu bulmak için yola koyuldular. Fakat dişi bir Bozkurt çıktı ve çocuğu dişleriyle ensesinden kavrayarak kaçırdı; Altay dağlarında izi bulunmaz, ıssız ve her yanı yüksek dağlarla çevrili bir mağaraya götürdü. Mağaranın içinde büyük bir ova vardı. Ova, baştan ayağa ot ve çayırlarla kaplıydı; dörtbir yanı sarp dağlarla çevrili idi. Bozkurt burada çocuğun yaralarını yalayıp tımar etti, iyileştirdi; onu sütüyle, avladığı hayvanların etiyle besledi, büyüttü. Sonunda çocuk büyüdü, ergenlik çağına girdi ve Bozkurt ile yaşayan son Türk eri evlendiler. Bu evlilikten 10 çocuk doğdu. Çocuklar büyüdüler; dışarıdan kızlarla evlenerek ürediler. Türkler çoğaldılar ve çevreye yayıldılar. Ordular kurup Lin ülkesine saldırdılar, atalarının öcünü aldılar. Yeni bir devlet kurdular, dört bir yana yeniden egemen oldular. Ve Türk kaganları atalarının anısına hürmeten, otağlarının önünde hep kurt başlı bir sancak dalgalandırdılar..."
Merak ettiğiniz kelimelerin ve deyimlerin kökenlerini Kelime / Deyim Danışma bölümünde yazarlarımıza sorabilirsiniz...

1 yorum:
merhaba
burada açık olmayan bir şey var.bozkurt destanı'nda yani.şu ki:bozkurtun büyüttüğü çocuğun kiminle evlendiği anlaşılmıyor.
Yorum Gönder
Eğer blogunuz/siteniz yoksa aşağıdaki listeden Adı/Url kısmını seçerek sadece adınızı yazarak yorum bırakabilirsiniz.
Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...