Blogunu yeni takip etmeye başladığım Beyn.org' un sahibi sevgili Barış geçenlerde bana mail yoluyla zor bir soru sormuştu. Sorusunu aynen aşağıya geçirip cevaplamaya çalışayım.
Barış' ın sorusu:
"Şimdi "yemek" eylemini şöyle bir cümlede kullanayım: "Akşam yemeğini yiyip hemen dışarı çıktım." burada eylemi doğru mu çektim şimdi ben? Mantığıma göre "Akşam yemeğini yeyip dışarı çıktım." diye yazmam gerekiyor ama bu tür bir kullanımı ne bir yerde gördüm, ne de günlük hayatta "yeyip" diyorum/diyoruz. Bu işin aslı astarı, çözümü nedir?"
Benim cevabım:
"Demek" ve "yemek" fiillerinin sonuna "-en" ve "-ip" eklerini getirdiğimizde "yeyen", "deyen" ve "yeyip", "deyip" şeklinde çekmemiz lâzım. Bu kelimelerdeki "y" harfleri kaynaştırma harfidir. İstanbul ağzında "y" kaynaştırma harfinden önce gelen ünlü harfler darlaşarak fiilin sonundaki "e" harfini "i" harfine dönüştürür. İşte bu yüzden biz de "diyen" "yiyip" diye telaffuz ediyoruz. Artık o kadar çok yaygınlaşmış ki yazım diline bile geçmiş. Tıpkı "affedersiniz" kelimesi gibi.
Sevgili Barış, bu işin aslı astarını yukarıda anlattığım gibi "i" şeklindeki kullanımı konuşma dilinde ama o kadar çok yaygınlaşmış ki yazım diline bile geçmiş. Yani artık bir kural hâline gelmiş. Örneğin; "deye" demiyoruz da "diye" diyoruz. Umarım anlatabilmişimdir.
Deyen - Diyen, Yeyip - Yiyen
Yazan
Recep Hilmi Tufan
15 Nisan 2008 Salı
Kategoriler turkce yanlislari
28 yorum:
Çok teşekkürler :). "Demek" eyleminde de benzer bir durum olduğunu sayende fark ettim. Şimdi Beyn'deki bütün yazılarda geçen "diyen"leri, "yiyen"leri kontrol etmem gerekecek :).
"Diyen"lere "yiyen"lere yanlış diyemeyiz. (Bak "deyemeyiz" demedim.) Yukarıda da bahsettim ya bunlar da artık kabûl görmüştür. Dil canlı bir varlıktır, o yüzden böyle değişmeler olacaktır...
allahtan ben cok yemek yemiyorum :)
Rejimdesin galiba Ayci...
Bu tip kelimeleri yazarken insan hep düşünüyor, "yanlış mı yazdım acaba" şeklinde. Bu kelimeler eğreti duruyor biraz.
Daha sonra araştırıyor, doğru yazdığına kanaat getiriyor, ama eğreti durmaya devam ettiğinden dolayı bu tip kelimeleri kullanmaktan sakınmaya başlıyor. İnsan yapıyor yani, gizli özne. Bende öyle yapıyorum gerçi. :)
En iyisi İstanbul ağzındaki gibi Cevval, "i" li kullanmak yani. Haklısın dil bilinci olanlarda her zaman bir "acaba?" var zaten...
Ben birşeyler "demek" istiyorum bu yazıya ama, ne "diyeceğimi" bilemiyorum.
"Birşeyler demeyin" sevgili Arzu-hâl, "bir şeyler deyin."
İkisi de bi nevi doğru.Kültürler zaman geçtikçe kelimeleri ihtiyaçlara göre hafiften değiştiriyorlar,sonra gerçek anlamı "diyip" oluveriyor.
"Diyip" pek hoş olmuyor ya. "Deyip" daha iyi sanki...
ne güzel ne güzel,ne çok şey öğreniyorum ben senden ya... :) iyiki varsın Receeeeep... :)
karnım acıktı ha şimdi :)
Nurum öyle kuru kuru olmuyor. Blog Ödülleri' nde Edebiyat kategorisinde oyunu bekliyorum :)
Yazarken benim de fena acıkmıştı Mühendis Bey :)
kelimelerde bizler gibi değişiyor zamanla
bu ara araştırmaların yoğun ama bende kulağıma çok hoş gelen ayın sudaki yansıması olarak bildiğimiz ''yakomoz'' kelimesinin nerden geldiğini öğrenmek istiyorumm
sevgilerr
En kısa sürede araştırıp yazarım sevgili Yasemin. Saygılar...
rejimmmm kimmm benn miii :) :) :)
ben saglima dikkat ediyorum, yoga yapiyorum, pilates yapiyorum, daha sonracigima soya sütü iciyorum...
ama soya sütünü gercekten iciyorum! :)
Ben de ne zamandır sabah koşularına çıksam diyorum ama :)
Deyen - Diyen, Yeyip - Yiyen hepsini kullanabiliriz yani :)
yimek kelimesini kullandığımda konsunda arkdaşlarım bana hep gülerler "bende yiyin gari derim" :D
Ozdemir Asaf siirlerinde eski halini yani 'deyip' halini kullanir.
Evet Kaldırım Çocukları, hangisini beğendiysen al kullan :)
Sevgili Aleysan, fiil gene "yemek" ama yukarıda da anlattığım üzere kaynaştırma harfinden önceki ünlü daralıyor. "Yiyin gari" olabilir...
Ek bilgi için teşekkürler sevgili Gizem...
Yere ve zamana veya ruh halime göre kullanırım o zaman =)
Sen bilirsin :)
Zaten telaffuz olarak kaba kaçıyor.Deyen,yeyen.Yani boşuna yontulmamış:)
Çok haklısın Sevgili Birgül...
Burda şunu göz önünde bulundurmak gerekir: Türkçe sözlü bir dildir, yazılı bir dil değil. Sözlü-yazılı derken şu kastediliyor: Kimi diller yazı üzerinden gelişmiştir; İngilizce gibi, kimi diller ise söz üzerinden gelişmiştir; Türkçe gibi. (Genelde bütün göçebe kültürler zaten doğal olarak sözlü dil geleneğine sahiptir)
Yani demem o ki, Türkçe'de birçok sözcük söylenişine göre evrilir ve zaten öyle yazılması gerekir. Geleyor diyebiliyor musunuz rahat rahat? Hayır, o yüzden geliyor diyoruz ve geliyor diye yazıyoruz. Yine mesela de- kökünden gelen deyü kelimesini, zor olduğu için deyi ordan da "diye" haline getirmişiz.
Yine "peki" kelimesinin kökü "berk-etgü"dür mesela. Bunu söylemek o kadar kolay mı? Berk sağlam, pek; etgü de iyi kelimesinin kökü. Berk etgü zamanla pekiyi ordan da peki olmuş.
Bu bağlamda böyle sözcükleri kanımca konuştuğumuz gibi yazmak lazım. Bakın "yapacağız" gibi kelimeler de zor geldiği için yapıcaz diyoruz, bundan on sene önce yapıcaz yazı dilinde hiç yoktu ama artık giriyor. Böyle de olması gerekir "deyü" düşünüyorum.
Saygılar!
Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz sevgili Oğuzhan. Sanırım bu konu hakkında oldukça bilginiz var. Hatalarımızı düzelttiğiniz için de çok teşekkür ederim...
Orta Asyadaki soydaşlarımız bu işi çözmüşler:)De-y-ip/ye-y-ip/De-y-e yerine De-p/Ye-p/De-g-e şeklinde kullanıyorlar.
Yorum Gönder
Eğer blogunuz/siteniz yoksa aşağıdaki listeden Adı/Url kısmını seçerek sadece adınızı yazarak yorum bırakabilirsiniz.
Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...